26 Ocak 2011 Çarşamba

Ben Yaşayamamışım...

      Bir varmış bir yokmuş diye başlamıştım hayatıma. Ömrümün yarısı geçmişti belki ama, yaşayamadıklarıma saydım zamansız çılgınlıklarımı. Sabah sabah Türk kahvesi içmek, Kanlıca’da yoğurt yemek, vapurla karşıya geçmek, amaçsızca sahil kenarında yürümek; bunlar deliliklerimdi benim… Hiç yapmamıştım çünkü, bilemiyordum nasıl insan olunur. Ben de başkalarını izleyip taklit ediyordum. Ve yaşayacağımı umuyordum…
       Fakir bir yemekti hep benimki, tabağımda sadece yalnızlık var. Her lokmanın baharatı olmuş gözyaşım ve hatıralarım. Isıtılıp ısıtılıp önüme konuyor, boğazımdan geçerken yanıyor geçmişim, kursağımda kalıp gıcık yapıyor. Beğendim diyorum her seferinde, yalanlarımla siliyorum ağzımı. Ve kusmak istiyorum umutlarım temizleninceye dek…
       Yüzsüzlük değil niyetim ama ‘yürü ya kulum’ denmedi hiç bana. Hep duvarlar önümde, ışıksız bir labirentte ilerlemeye çalıştım. Yolumu hiç bulamadım, kayıp ikinci ismim oldu. Ruhen kaybolmuştum, bedenimden kurtulmaya çalışıyordum. Afili bir elveda çakmıştım dünyaya, hiçlik noktasında bir ünlem işaretiydim…
       Bir varolmaya çalışırken, birden yok olmuşum işte. İnsan gibi gezmişim ama yalnızca görünüşte. Ömür geçmiş gitmiş, zamana sığamamışım. Her şey sona ermiş de ben yaşayamamışım…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder